Güler Yüz Sadaka Mıdır?
Gülmek, birçoğumuzun hayatındaki en basit ve en güzel eylemlerden biri, değil mi? Gülerken bir an için bütün dünya duruyor gibi hissediyoruz. Hatta bazen öyle bir güleriz ki, en içten ve en saf haliyle, gözlerimizdeki o parıltı başkalarına da yansır. Şimdi bu durumda, bir an durup düşündüm: Güler yüz sadaka mıdır?
İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, sürekli espri yapan ama bazen de her şeyi fazla düşünen biri olarak, bu soruya farklı açılardan bakmayı seviyorum. Bazen düşünmeden edemiyorum: “Ya bu soruya gerçek anlamda bir cevap vermek gerekse, nasıl bir şey olurdu?” İster bilimsel, ister duygusal, bir şekilde bir yanıtı olmalı, değil mi?
—
Güler Yüz Sadaka Mıdır? – Temel Bir Sorun: Ne Kadar Gerçekten Gülüyoruz?
Bir gün, sabah işe gitmek üzere evden çıkarken, gözlerimde hala uyku mahmurluğu vardı. Yolda yürürken yanımdan bir adam geçti. Benim gibi sıradan bir şekilde yürüyordu, ama o an kafamda milyonlarca düşünce vardı. O anda, o adama gözlerimle biraz daha dikkatli baktım. O kişi… Yüzünde o kadar güzel bir gülümseme vardı ki! Bir an kendimi sorguladım: “Acaba ben de böyle gülümsemeyi unuttum mu?” Gülerken biraz samimi, biraz da biraz daha içten olmak gerekiyor, öyle değil mi?
İçimdeki insan diyor ki:
Belki de gülümseme, karşımızdaki kişiye çok önemli bir şey veriyor. Gülerken, sadece kendimizi değil, etrafımızdaki insanları da mutlu edebiliriz. Ama en önemlisi, o gülümseme ne kadar içtense, verdiği etki de o kadar büyük olacaktır. Gülmek, “yardım etmiyorum ama, insanlara daha pozitif bir enerji veriyorum” demek değil mi? Bazen sadece gözlerinin içine bakarak bile, karşındaki kişiye sadaka vermiş oluyorsun.
İçimdeki mühendis ise şöyle düşünüyor:
Hadi ama, “gülümseme” tek başına bir sadaka olabilir mi? İnsanlar birer sosyal varlıklar. Bu yüzden, göz teması, gülümseme ve pozitif davranışlar… Bunlar hep bir tür etkileşim şekli. Herkesin kendine göre bir dilidir, tabii. Ama burada önemli olan şey, gülümsemenin tek başına bir “sadaka” sayılmasının çok derin bir anlamı olması. Yani, insanlara böyle bir yardımda bulunmak, tam anlamıyla sadaka gibi kabul edilebilir mi? O da kişisel bir mesele tabii. Ama şöyle diyebilirim: Gülümseme kesinlikle sosyal etkileşimi kolaylaştırıyor ve hayatı daha güzel kılıyor.
—
Bir Güler Yüz, Bir Sadakadan Farklı Mıdır?
Dünyada çokça düşünülen sorulardan biri, gerçekten küçük bir gülümsemenin etkisinin ne kadar büyük olduğudur. Güler yüzlü olmak, insanları daha neşeli yapmak için bir araç mıdır, yoksa derin bir anlam taşıyan bir şey midir? Ailemden biriyle ya da arkadaşlarımla otururken bazen içimden gelen esprilerle onları güldürebiliyorum. Bu, bir tür sadaka verirken, aynı zamanda eğlenmek gibidir. Ama bazen o gülümsemenin içindeki anlamı derinleştirmek, bir de neşeyi paylaşmak istersiniz. Peki, o zaman bu durum gerçekten bir sadakaya dönüşüyor mu?
Bir örnek üzerinden düşünelim:
Bir gün, İzmir’in meşhur Kordonboyu’nda yürüyordum, etrafımda insanlar çok neşeliydi. Yolda yürürken, kafasında şapka ve kollarında elma şekeriyle bir çocuk yaklaştı. Onun bana gülümsediği an, aslında biraz fark ettim: Bu, bir sadaka gibiydi! Bir elma şekeriyle değil, sadece gülümsemesiyle içimi ısıttı. O an düşündüm: “Acaba bazen gerçekten sadece gülerken, insanların ruhunu şımartabilir miyiz?”
İçimdeki insan tarafı burada söz alıyor:
Gülümsemek, bence sadakadan daha fazlasıdır. Gülümsemek, sadece karşı tarafı mutlu etmek değil, aynı zamanda bir güven duygusu yaratmaktır. Yani, en basit şekilde karşındaki insana “ben seni görüyorum” demek gibidir. Bu, aslında bir tür yardımlaşma değil mi? Eğer bunun içinde sevgi, saygı ve samimiyet varsa, o zaman bu gülümseme bir sadakadır. Bazen sadece bir gülümseme ile insanın ruhuna dokunmak, “yardım etmek” gibi bir şey olabilir.
—
Sadaka ve Güler Yüz Arasındaki İletişim: İçsel Düşünceler
Bir diğer sorum şu: Gülerken gerçekten içten mi gülüyoruz? Çoğu zaman gülümsemek, sadece yüzeysel bir şey gibi görünüyor. Bir yerde insanların birbirine “gülümse” dediğini duyduğumda, içimden “ya gülümseme diyen kişi aslında kendisi gerçekten mutlu mu?” diye geçiriyorum. Bazen kendi kendime, “Ben mi ciddiyim yoksa herkesin gülümsediği bir ortamda olmam mı daha sağlıklı?” diye düşünüyorum.
İçimdeki mühendis diyor ki:
Gülümsemenin bir tür biyolojik yansıması olduğunu kabul etmek gerekebilir. Beynimiz, pozitif duyguları işlerken, vücudumuz da buna uygun bir şekilde tepki verir. Yani, vücut dilimizdeki pozitif enerji, bizim nasıl hissettiğimizle doğrudan ilişkilidir. Şu da var ki, gülümsemek, sosyal yapılar içinde karşımızdaki kişiye daha rahat erişmemize yardımcı olan bir davranış biçimidir. Yani, bir gülümseme, sadece ‘bak bu kişiyi seviyorum’ değil, aynı zamanda sosyal bağ kurma ve etkileşimde bulunma biçimidir.
İçimdeki insan tarafı ise şöyle hissediyor:
Gülümseme, insanın içindeki o iyilik halini dışa vurmasıdır. Bazen gerçekten gülümsemediğimde, içimden “gülemiyor muyum yoksa sadece o kadar gülümsediğimi mi sanıyorum?” diye geçiriyorum. Ama gerçekten, bazen bir gülümseme, günün en güzel anı olabilir. O an, karşımdaki insana verebileceğim tek şey budur belki. Sadaka vermek de bir tür ruhsal paylaşım ise, gülümsemek de o paylaşımın başlangıcını oluşturur.
—
Sonuç: Güler Yüz Gerçekten Sadaka Mıdır?
Güler yüz sadaka mıdır sorusuna, belki de en doğru cevap şudur: Güler yüz, sadakanın ta kendisi olmasa da, bir tür “manevi yardım”dır. Sadaka, yalnızca fiziksel ya da maddi bir şey değil, insanın ruhunu iyileştirecek bir iyilik de olabilir. O yüzden, bazen bir gülümseme, karşı tarafın ruhunu ne kadar ısıtabilir, bunu bilemeyiz. Ama şunu kesin söyleyebilirim ki, gülerken içten olmalıyız. Çünkü o gülümseme, en sonunda karşımızdaki kişiye sadakadan daha fazlasını verir: Güven, sevgi ve belki de en önemlisi, anlayış.
—
Kapanış Notu:
Evet, belki bazen gülerken gerçekten sadece eğleniyoruz, ama kim bilir, belki de bu gülümseme, en beklenmedik anda birinin hayatını değiştirebilir. Hadi, o zaman bu yazıdan sonra gülümsemeden geçmeyin. Herkesin biraz neşeye ihtiyacı var!